anne2

Shri Mataji'nin "Annelik" Hakkındaki Konuşmalarından Alıntılar:

"Her şeyi yapan, çalıştıran Annedir. Anne oyunu güzelleştirir, Çünkü Anne yarattıklarını sever. Baba mükemmeliyetçidir. Her şeyin mükemmel olmasını arzu eder. Fakat Anne çocuğu olduğu şekilde kabul eder. Çünkü çocuk onun yarattığı bir şeydir. Çocuğun bir hatası/kusuru varsa, bu hatayı kendisininmişçesine kabul eder ve bunun için çalışır, çok çalışır. Bir çok fedakarlıkta bulunursunuz çünkü bundan memnuniyet duyarsınız, bunu yapmaktan memnun olursunuz. Çocuğunuz için çalışmak size keyif verir.

Cocuk doğduğunda anne bazı şeyleri üstlenmelidir. Gerçekte bu, o anda onun, hissettiği sevgisi için bir sınavdır. İlk ve son şey anneye saygıdır. Eğer kişi anneye veya anneliğe saygı göstermiyorsa kendisine de saygısı yoktur. Bu durumda kişi nasıl var olabilir? Kişi annesi ile var olabilir. Bu yüzden, çocuğunuzun var oluşu için ve gelmesi gereken tüm nesiller için anne çok, çok önemlidir.

Şimdi Anne bizim için ne sağlar bir göz atalım. Bizim varlığımızın hangi parçasıdır? Söylemeliyim ki o her şeydir. Size bu doğumunuzu, bu bedeninizi veren kişidir. Daha sonra büyüdüğünüzde, büyümek için gereksindiğiniz tüm fiziksel bakımı size sağlayan kişidir ve o bundan mutluluk duyar. Anne vermek ister ve herkes bunu görür. Bu kolektif bir neşedir. Bu sürüp gidiyor ve dünyadaki tüm tablolarda, dünyadaki tüm dillerde, her ülkede, her dinde bu görülebilir. Anne ve çocuk tablolarda ana tema olmuştur ve ressamların en neşe veren ifade edişleridir. Bu konuda pek çok şiir de yazılmıştır. Bütün insanlığın neşeyi ifade edişinin her yolu bu minval üzerinedir ve hepimiz bunun üzerinde var olduk ve o size, bildiğinizden çok daha fazla şey veren kişidir. O size kanını verir, size kendi besinini verir, size kendi arzusunu verir. Anne çocuk ilişkisinde, anne çokça verir. Söylemeliyim ki o sizin çok büyük bir parçanızdır.

En fazla sorumluk gerektiren pozisyon anneninkidir. Anne olmak bir kral sorumluluğundan daha fazla sorumluluk gerektirir. Çünkü bir kral sadece maddi seviyeye veya fiziksel seviyeye yükselebilir. Akıl seviyesine de ancak bir filozof yükselebilir, duygusal seviyede ise ancak bir eş (hanım) tatmin verebilir. Bunların tümü başka insanlar tarafından yapılabilir ancak spiritüel seviyeye sadece anneniz kanalı ile ulaşabilirsiniz.

Savaş nedeni ile veya her ne nedenle ise, batı ülkelerinde anneler konumları kaybettiler, esasa bağlandıkları noktaları kaybettiler, önemlerini kaybettiler ve iyi anneler olmadıklarını düşünüyorlar. Sadece anne olmakla topluma çok yardımcı olamadıklarını düşünüyorlar. Ama anne olmuş oldukları için sahip oldukları önem onlara gösterilerek bu yavaş yavaş geri kazanılabilir. Onlar sizi bu dünyaya getiren anneler. Kendi önemlerini fark edecekler, eminim bu işe yarayacaktır.

Vermeniz gerektiğinde , onu bütün kalbinizle verin. Sadece vermenin sevgisini hissedin, kendinizi çok mutlu hissedeceksiniz. Çünkü bundan dolayı kendinizi çok yüce hissedeceksiniz. Bir sürü bulut veren bir okyanus gibi, nehirleri, her şeyi tekrar içine alıp, yine onları bulut yapan bir okyanus. Bir tür güzel bir dönüşüm çevrimi. Güzellikten güzellik başlar. O çok güzel, çok güzel ve çok neşe verici, bu çemberin bir parçası olmak, işte bu bizim olmaya çalıştığımız şey. " 
"Annelik bir bayanın ulaşabileceği en yüksek konumdur, bir bayanın güzelliğidir. Ailenin gücü olan anne çocukları yaratır, onların iyiliğini gözetir. Çocuklar da sevgi ve rehberlik için annelerine bel bağlar. Anneyle olan bağ çok saftır ve annenin konumu çok farklıdır. O, çocuğu için mücadele etmeye devam eder, çocuğunun iyi olduğunu görene kadar çabalar. Bu sabır, sevgi, affedicilik bir annenin içinde doğuştan vardır. Onun tavrı çok farklıdır. Sadece anne olduğu için yapar. Kişinin annesi olan ilişkisi kalpte temsil edilir.

Çocuğu taşıması, ona doğumunu vermesi, ona bakması, ihtiyaçlarıyla ilgilenmesi ve onu koruması, onu eğitmesi gereken bir anneyi düşünün. Aynı şekilde bizim de içimizde doğan Ruhumuz bizim çocuğumuz gibidir. Şimdi Kundalini enerjimizle onu beslememiz gerekir. Onu sulamamız, ona bakmamız. Onu büyütmemiz gerekir. Herkes kendi çocuğu gibi olan ruhuna bakan bir anne gibidir. Dikkatimiz, "bu çocuğu memnun etmek, onu büyütmek, kendisini ifade etmesini sağlamak için ne yapabilirim"de olmalıdır. Yani kendinize de annelik yapmalısınız. (Aydınlanmadan sonra) ruhunuza olan yaklaşımınız tıpkı bir annenin çocuğuna olan yaklaşımı gibi olmalıdır."

Shri Mataji ayrıca kişinin annesiyle olan ilişkilerinin ve insanın kendi içindeki annelik kalitesinin kalp enerji merkeziyle ilişkili olduğunu anlatıyor. Kalp enerji merkezinin kalitelerini, hayatımızda oynadığı rolü ve aydınlanmamızı aldıktan sonra bu merkezin nasıl çalıştığını anlatan konuşmasından alıntı sunuyoruz:

Omurgadaki sternum kemiğinin arkasındaki dördüncü merkez kalp çakrasıdır. Kalbimizin sol tarafı annemizle olan ilişkilerimizin temsil edildiği yerdir. Kişinin içindeki annelik kalitesi buradadır. Bu merkez kalbin kendisini kontrol eder ve çok fazla fiziksel, zihinsel baskı olduğu zaman tıkanabilir. Kalp çok önemlidir çünkü her şey buradan dolaşıma girer. Kalp, ruhumuzun olduğu yerdir, ışığın. Kundalini enerjisi yükselip başımıza ulaştığında kalp aydınlanır ve bu şekilde hayatımızda pek çok güzel şeyin parladığını görürüz. O zaman bize kalbimiz yol göstermeye başlar. Kalplerinizi açık tutarsanız içi tanrısal sevgiyle dolar.

Aydınlanmanızı aldıktan sonra, enerjinizin ruhunuzdan geldiği yeni bir hayat deneyimlersiniz. Ruhunuzun kendisi sevgidir, içinde gerçeği, saf dikkati ve neşeyi barındırır. Bunların üçünü birleştirdiğinizde sevgiyi elde edersiniz. Sahip olduğunuz işte budur. Sevgi en güçlü ve en tatlı şeydir. Çok güzel bir kombinasyon.. Ve ancak o hassas bilgeliğe sahip olanlar ona ulaşabilirler.

Sizler sadece fiziksel ya da zihinsel varlıklar değilsiniz. Duygusal ve ruhani bir tarafınız da var. Bunların hepsi bütünleşmeli ve tam bir denge olmalı.

Kalplerimizi kapatan korkudur. Belki geçmişte birileri bize sorun çıkardığı için kalplerimiz kapanmıştır ya da bizler başkalarında korku yarattıysak aynısının bize olabileceğinden korkarız. İçimizde şiddet olmamalı. Şiddet olunca tepki vermeye başlarız.

Kalplerinizi saflaştırmalısınız. En önemlisi alçakgönüllü olmanızdır. Yani dikkatinizi kalbinize koyun. Vazgeçmeniz gereken tek şey egonuz. Eğer düşünceler geliyorsa “ben affediyorum” deyin. Aklınızı sessizleştirin. Eylemlerinizi bu sessizlik konumu içinde yapmaya çalışın.

Nasıl davrandığınız da çok önemlidir. Davranışlarınızda yapaylık olmamalı. En iyisi iki elinizi de kalbinizin üstüne koyun ve içinizdeki Kundalini anne enerjisini hissetmeye çalışın.

Eğer her an kalbinizde bir şükran duygusu olursa bu neşenin akışını başlatır. Her andan neşe duyarsınız. Her anın içinde neşe okyanusu vardır. Fakat bunu başlatmak için sahip olduklarınıza şükretmelisiniz.

Kalp çakranıza meditasyon yapabilirsiniz:

Sağ elinizi kalbinizin üstüne koyun ve “Kundalini Anne lütfen kalbime gel” diyerek Kundalini enerjinizi oraya yönlendirin. Daha sonra 12 kere “Kundalini Anne, ben bu düşünceler, be ego, bu şartlanmalar değilim, ben saf ruhum." deyin. Şimdi, "Kalbimi aç, kalbimi öyle büyük yap ki bütün dünya kalbimde olsun, bütün dünyayı seveyim" demeyi deneyin. Kalbinizin sevgi ve neşeyle dolduğunu hissedeceksinizdir.