Sahaja Yoga Portalı
 İçinizdeki Gücü Keşfedin
    
    
AnasayfaAntiaging / DetoksStresten BaşarıyaSağlık ve BeslenmeAstrolojiBilim ve EkolojiAnadolu MedeniyetleriMüzik / Sanat

PERGE

Antalya'nın 18 km. doğusunda Düden ve Aksu akarsuları arasında kurulmuş, deniz kıyısında bulunmadığı için korsanların baskı ve yağmalarından uzak kalmış bir kenttir Perge. Bu nedenle gelişme sürecinde duraklamalar görülmemiştir. Kuruluşu İ.Ö. 1200 yılındadır. İ.S. 334 yılında Side gibi Perge de Büyük İskender ile antlaşma yapmıştır. Böylece kent savaşmamış, yakılıp yıkılmamıştır. Helen, Roma ve Bizans dönemini yaşamıştır.

Şehre giren bir kişinin karşılaştığı ilk bina, Kocabelen Tepesi’nin güney eteklerine M.S. II. yüzyılda inşa edilmiş Yunan-Roma tipi tiyatrodur. Yarım daireden biraz daha büyük olan cavea (seyirci oturma yerlerinin bulunduğu alan), ortasından geçen geniş bir diazomayla (yatay geniş basamak) ikiye ayrılmıştır. Toplam 13000 kişilik tiyatro diazomanın altında 19, yukarısında 23 oturma sırasından oluşur. Roma tiyatrosu mimari kurallarına uygun olarak, giriş ve çıkış yolu olarak kullanılan tiyatro galerilerinde, izleyiciler diazomaya her iki uçtan, kemerli geçitlerden ve merdivenlerden geçerek her iki tarafta da bulunan paradoslardan (yan çıkış kapıları) ulaşırlar ve buradan da oturacakları yerlere dağılırlardı.

Tiyatrodan şehre giden asfalt yolun sağında, Ege bölgesinde Aphrodisias'taki hariç tutulacak olursa eski çağlardan günümüze kalan en iyi korunmuş stadyumlardan biri vardır. 34x334 metre ölçülerindeki bu büyük dikdörtgen yapı, kuzey ucunda at nalı şeklindedir ve güneyi açıktır. Binaya büyük olasılıkla bu noktadan anıtsal ahşap bir kapıdan geçilerek girilmekteydi. Stadyumun altında, uzun kenarlarının her birinde otuzar ve kuzey ucundaki kısa kenarında on tane olmak üzere toplam yetmiş kemerli oda bulunmaktadır. Bu odalar birbirlerine bağlıdır ve her üç bölmede bir tiyatroya giriş vardır. Bu bölmelerin günümüze kadar ulaşabilenlerinin üzerindeki, sahiplerinin adının yazılı olduğu ve çeşitli malların listelendiği yazıtlardan bu yerlerin dükkan olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Kemerli odaların üzerinde bulunan oturma sıraları 12,000 kişilik oturma kapasitesi sağlar. Üçüncü yüzyılın ortalarında gladyatör vahşi hayvan dövüşleri popüler olunca, stadyumun kuzey ucu koruyucu kafeslerle çevrilmiş ve arenaya dönüştürülmüştür. Mimarisi ve taş işçiliği, bu büyük yapının M.S. 2. yüzyıla ait olduğunu kanıtlar.

Perge'ye hayat veren Su


Perge'nin şimdiye dek ortaya çıkarılan görkemli Roma Dönemi yapılarını ve bunları süsleyen zengin heykeltraşlık eserlerini yapan pergeliler'in en önemli gelir kaynağı tarım idi.
Tarım için gerekli olan su yeterliydi ve bu su aynı zamanda kente hayat veriyordu. İki ayrı koldan, kenarında kurulduğu Kestros (Aksu) ile daha batıdan akan Katarrhaktes'den (Düdensu) kanal ve kemerlerle kente getirilen su, akropolün eteğindeki Anıtsal Çeşme'ye ulaşmakta ve bu çeşmeyi süsleyen nehir tanrısı "Kestros" un heykelinin altından "Sütunlu cadde" boyunca uzanan kanala akmaktaydı.

Kentin ortasından bir nehir gibi akan su, kullanım kolaylığı sağladığı gibi, bol güneşli kenti, sıcaklarda serinletmekte ve iki tarafı sütunlu caddeye eşsiz bir görünüm kazandırmaktaydı.

Perge Evleri

Bir atriumun etrafındaki mekanlardan oluşur. Bazı kısımları iki katlı olan bu evlerin kapıları, kuzey veya güneydeki yollara açılır. Kapının yanında hela yer alır. Su Perge’de evlere de hayat verir. Kuyular, sarnıçlar toplanan, yalaklar ve çeşmeler dağıtılan suyun varlığını gösterir. Döşeme altındaki kanallar da fazla ve atık suyun dışarıya dökülmesini sağlar. Tören salonu, oturma ve yemek odaları, atriumu, mutfağı ve helasıyla Perge evleri bugünkü haliyle M.S. 3.yy’dan M.S. 6.yy’a kadar iskan edilmiş olup, Anadolu’da Roma geleneğini devam ettiren özellikler taşır.

Şehir surlarının dışında kalan dikkate değer bir başka kalıntı da Bithynia Valisi Plancius Verus’un kızı Plancia Magna’nın lâhdidir. Şehrin anıtlarla ve heykellerle bezeli birçok yerine sahip olan ve Perge’deki kamusal işlerin başını çeken Plancia Magna, varlıklı ve yurttaşlık bilincine sahip bir kadındı. Topluma yaptığı hizmetlerden ötürü, halk, meclis ve senato Plancia’nın heykellerini dikmiştir. Çeşitli yazıtlarda Plancia’nın adı şehrin idaresindeki en üst düzey memurluk olan “demiurgos” sıfatı ile birlikte yazılır. Buna ek olarak, Plancia Magna, ömür boyu tanrıların anası rahibesi, Artemis Pergaia rahibesi ve imparatorluk kültü baş rahibesi idi.

Nymphanion

Nymphaeum’un tam kuzeyindeki anıtsal koridor, Pamphylia’daki en geniş ve en muhteşem hamama açılır. 13x20 metre ölçülerindeki geniş havuz (natacia), kamuya açık büyük spor alanının (palaestra) güney portico’sunda (sütunlu giriş) yarım daire formunda bir odanın içini kaplar. Palaestra, ön tarafta bir portico ile sınırlandırılır. Pergeliler palaestra’da spor yaptıktan sonra bu havuzda temizlenirlerdi. Ön cephenin dinamik mimarisinden, cephede kullanılan renkli mermerlerden ve dekor olarak kullanılan Genius, Heracles, Hygiea, Asklepios ve Nemesis heykellerinden, bu alanın göz kamaştırıcı bir güzelliğe sahip olduğu açıktır. Buradan bir başka kapı, gene havuzlu bir alan olan frigidarium’a (soğuk su odası) çıkar. Hamama girecek insanlar bu havuza girmeden önce havuzun kuzey kenarı boyunca sığ bir kanaldan akan suda ayaklarını yıkarlardı.

Hamam


65 metrekarelik agora, Helenistik giriş kapısının doğusunda yer alır. Geniş bir stoa (kenarları sütunlu gezinti caddesi), dört bir kenardan dükkanlar dizili bir merkezi çevreler. Bukkanların zeminleri renkli mozaiklerle döşenmiştir. Kuzey portico’daki bir dükkanın önünde eski oyunlarda kullanılan ilginç bir taş görülebilir. Kişi başına altı taş ile oynanan ve bu taşların zar gibi atıldığı oyunun, benzer taşlara komşu şehirlerde de rastlanmasından dolayı, o dönemlerde bölgede popüler olduğu sanılmaktadır. Avlunun ortasında Side’deki agora’da (çarsı) olduğu gibi yuvarlak bir yapı vardır; bu yapının kesin özellikleri henüz bilinmemektedir.

Sanatçılar tarafından mermer bir kente dönüştürülen Perge, modern şehir planlamacılarını kıskandıracak kusursuz şehir planıyla gerçekten muhteşemdir.
Birinin şehrin görkemini tam olarak anlayabilmesi için Antalya Müzesi’ni ziyaret ederek Perge’den çıkarılıp burada sergilenen yüzlerce heykeli görmesi gerekir.
Perge’nin yetiştirdiği ünlü adamlar arasında Fizikçi Asklepiades’den, felsefeci Varus’tan ve matematikçi Apollonios’tan söz edilebilir.
Perge’de kazı çalışmaları Türk arkeologlar tarafından 1946’dan beri devam etmektedir. Son yıllarda yapılan kazılarda çok sayıda heykel ve sanat eseri bulunmuştur. Kapıları, agorası, sütunlu caddeleri, mezarlığı, bazilikası ve akropolu Perge'nin görülmeye değer yerlerinden bazılarıdır.


Yüksek Vibrasyonlu Yerler sayfasi için lütfen buraya tiklayiniz.

 


Sahaja Yoga Portal - Tüm Hakları Saklıdır ©2007 - Powered by B&M