Gaya Hipotezi
1970 senesinde İngiliz kimyager James Lovelock tarafından ön sürülen Gaya hipotezinin ismi Yunan mitolojisindeki toprak tanrıçasından gelmektedir. Bu hipotez, yeryüzünün tamamıyla canlı bir şekilde varolduğunu ve orda yaşayan tüm canlı organizmaların çevreyi düzenleyici, dengeleyici bir etkisi olduğundan yeryüzündeki yaşamı tümüyle desteklediğini savunmaktadır. Yeryüzünün canlı ve cansız kısımları, tek bir organizma (Gaya) olarak varsayılabilen ve kendi mekanizması sayesinde (homeostasis) istikrarlı bir durumda kalan interaktif, birbirini etkileyen bir sistem yaratır.
Buna ilaveten, Gaya, canlı bir sistem olduğundan, canlı nesnelerin belli başlı özelliklerine (üreme hariç) sahiptir.
Canlı nesnelerin özellikleri
|
|
CANLI NESNELER
|
|
|
Bakteri
|
Memeli
|
Ağaç
|
Arı kovanı
|
Gaya
|
|
Üreme
|
+
|
+
|
+
|
-
|
-
|
|
Metabolizma
|
+
|
+
|
+
|
+
|
+
|
|
Evrim
|
+
|
+
|
+
|
+
|
+
|
|
Isı ayarı
|
-
|
+
|
-
|
+
|
+
|
|
Kimya ayarı
|
+
|
+
|
+
|
-
|
+
|
|
Kendini iyileştirme, düzeltme
|
+
|
+
|
+
|
+
|
+
|
Şayet dünya gibi muazzam büyüklükte birşeyin canlı olduğuna inanmakta zorluk çekerseniz, gezegeni büyük bir sekoya ağacıyla mukayese etmek size yardımcı olabilir. Ağaç canlıdır ancak %97sinden daha fazlası ölü kerestedir. Ağaç kabuğunun hemen altında yer alan ince yuvarlak hücrelerden oluşan doku (cambium) ağacı canlı tutarak yaşam verir.
Aynı şekilde Dünya’nın da çevresine yayılmış, yüzeyini kaplayan canlı organizmalardan oluşan bir dokusu vardır. Ağaç kabuğu ve atmosfer yüzeydeki bu canlı maddeyi korur. Havadaki gazlar; nitrojen, oksijen, karbondioksit ve metan, doğrudan canlı organizmaların ürünüdür.
Uzaydan dünyayı karşısında gören biri hemen gezegenin canlı olduğunu anlar.
Aşağıdaki görüntü James Lovelock’a Gaya hipotezini yaratacak ilhamı verdi.

Kardeş gezegenlerimiz Venüs ve Mars’ta atmosferin bileşimi %95-96 karbondioksit, %3-4 nitrojen ve az miktarda oksijen, argon ve metandan oluşur. Dünya’nın atmosferi şu anda %79 nitrojen, %21oksijen ve az miktarda karbon dioksit, metan ve argondur. Farklı olan, gezegenin dış yüzeyini, yaşamın sürekli devam etmesine elverişli bir ortama dönüştüren Gaya’dır. Örneğin bakteri ve fotosentetik su yosunları yaklaşık 2.8 milyar sene evvel havadaki karbondioksit’i çıkarıp atmosfere oksijen yaymaya, bu sayede daha büyük ve gelişmiş yaratıkların, nihai olarak da insanın oluşmasına elverişli bir ortam hazırlamaya başladı.
Gaya kavramı, günümüzde aynı anda farklı türlerin birlikte yaşamını, hayatta kalmalarını ve birbirlerine yaşamlarını sürdürmeleri için faydalı olmalarını simgeler, bu süreç günümüzde karma evrim (co-evolution) olarak bilinir.

Arılar ve çiçekler, çiçeklerdeki polen ile yaşam için birbirlerine bağımlıdır çünkü evrimlerini birlikte sürdürmektedirler.
Gezegendeki tüm canlı nesneler Gaya’nın bir parçasıdır. Organlarımızı ve bedenlerimizi oluşturan milyarlarca hücre gibi, yeryüzündeki canlı nesnelerin de çeşitlilikleri sayesinde evrimleri müşterektir ve birbirlerini etkileyerek, sadece kendileri için değil, bütünün gelişmesi ve refahı için üretir ve en uygun şartları tedarik ederek sürdürürler.
Daha fazla bilgi icin www.wikipedia.org/wiki/Gaia_hypothesis